Etiketler

Ülkemin bir yerlerinde kendini sıkışmış ve çaresiz hisseden hemcinslerime benden bir masal. Düşünmeden bir hamle ile yazılan bu masalın yalnızlık illüzyonuna çare olması dileğiyle!

Bir varmış bir yokmuş evvel zaman içinde minik bir köyde yaşayan Leyla isimli güzel bir kız varmış. Leyla gündüzleri ailesinden ve çevresinden görüp ezberlediği sıradan ve monoton bir yaşamın parçası olurmuş tıpkı düşünme yetisi olmayan programlanmış bir insan yapımı alet gibi.  Aslında Leyla mutlu değilmiş bu hayattan. Kendi yaşamının bu olmaması gerektiğini hissedermiş kalbinin derinliklerinde. İçinde büyük bir hazinenin yattığını ancak bu görkemi kendi dahil hiç kimsenin göremediğini düşünür için için üzülürmüş. Özellikle geceleri onun için çok zor geçermiş. Ailesi ve tüm tanıdıkları yorgun bedenlerini dinlendirdiği saatlerde o, avluya çıkar evlerinin arkasındaki boşluk yeşillik alana gidermiş. Aslında Leyla’nın köyü çok da yeşil olmayan kurak bir yermiş. Ağaçların tek tük görüldüğü, Tanrı’nın cömertliğinin pek de uğramadığı bir bitki örtüsüne sahipmiş. Ama Leyla’nın doğa aşkı, kurak köyde kendi evlerinin arkasında güzel bir yeşil bahçe yaratmasına engel olamamış. Leyla kendi emeğiyle yarattığı, köylerindeki tek yeşillik alan olan büyük bahçelerinin bir bölümüne atı Kahraman için de özel bir yer yapmış.

Köyde onu anladığını düşündüğü tek dostu atı ‘Kahraman’mış. Kahraman çok özel bir atmış. Leyla’ya çok uzaklarda yaşayan amcasından bir hediye imiş. Leyla’nın yaşadığı köyün değerlerinden çok farklı değerlere sahip bir topraktan gelen Kahraman Leyla’nın zamanla sırdaşı olmuş. Atlara atfedilen özelliklerden en önemlileri olan asilik ve meydan okuma, özgürlük aşkı asalet ve de sadakat Kahraman’da fazlasıyla varmış. Leyla Kahraman’la gezintiye çıktığında uzun saçları rüzgarda savrulurken dünya ve tüm kainatla bir olmanın gerçekliğini yaşarmış.

Onun üzerinde ovaları aşarken, tüm sıradan benliklerin önce oluşturup sonra da onların kölesi olduğu kuralları ve yargıları ardında bıraktığını hissedermiş. Kahraman ile yüksek ve haşmetli dağların eteklerine geldiğinde dünya denen mekânın aslında kararlılık ve meydan okumayı deneyimleme şansının verildiği bir yer olduğunun farkına varırmış. Leyla’ya göre dağ ne kadar ulaşılmaz, zirveye yapılacak yolculuk ne kadar tehlikeli görünse de en önemli başarının her şeye rağmen o yolculuğun denenmiş olmasıymış. Kişinin kutsal yorgunluğunu bedeninde duyup biraz dinlendikten sonra yeniden ayağa kalkarak, daha güçlü ve tecrübeli yeni yolculuğa başlamasıymış.

Leyla ve Kahraman’ın günlük ritüele dönüşen bu gezileri minik bir tepecikte son bulurmuş. Leyla bu tepeceğe geldiklerinde Kahraman’ın eve yalnız dönmesini sağlar kendisi saatlerce tepenin aşağısında bulunan minik köyünü izlemeye başlarmış.

Her gün batımında derinden duyduğu bir özlemini dile getiren dokunaklı bir ağıt okurmuş. Kendi kendine dermiş ki ‘Mutlaka benim gibi biri var. Uzaklarda bir yerde. Benim gibi her gün kendisinden olanı yanına çağıran biri.’

Leyla kendisiyle baş başa kalmanın keyfini sürse de yaşamını ve hayallerini paylaşmayı ve kendisini anlayan başka bir ruhun kendisinin yanında nefes almasını arzu ediyormuş. Keşke dermiş‘ Düşüncelerimi, fikirlerimi anlatabileceğim,  kafamdakileri beraberce yaratabileceğim biri olsa’ Her gündoğumunda bugün belki karşılaşırım dediği o adamın gelmeyişi her gün batımında Leyla’nın gözyaşlarını tetiklermiş. Yıldızlar gökyüzünde belirdiğinde onlara mesaj gönderirmiş.

‘Çağrımı ona ulaştırın ey yıldızlar!  Ey sonsuz gökyüzü! Boşlukta asılı kalmayı başarıp bana hayaller kurduran ey parlak ay!  Buluşturun bizi orta bir yerde. Melekler kutlasın bir araya gelişimizi. İkimizden oluşan her birimizin toplamından daha büyük olan o parçalanmaz büyük güç ardımızdan gelenlere ilham olsun. Varlıklarımız birbirimizin içindeki sonsuz gücü ve yaratıcılığı ateşlesin. Çağlar kapanıp bizimle yepyeni bir çağ açılsın. Bugünden sonsuzluğa, sonsuzluktan bugüne değişmeyen gerçek olandır.  Sevgimizin saflığı ve gerçekliği tüm varlıklara örnek olsun’

Leyla her yün aynı çağrıyı yapar, kimi zaman çağrılarının duyulmadığını düşünerek umutsuzluğa düşer ama yine de ertesi gün güneş doğarken yeni bir ümitle uyanırmış.

Leyla tepeciğe çıktığı bir akşam geniş gövdeli bir çınar ağacının altında otururken uyuyakalmış ve ilginç bir rüya görmüş. Yüksek bir dağın zirvesinde soğuk havanın uğultularının kulağı esir aldığı bir ortam… Çok dikkat çekici yanık tenli bir erkek yüzü görmüş Leyla. Bu erkeğin yüzünde hiçbir duygu ifadesi yokmuş. Ancak onda yayılan güç Leyla’nın tüm benliğini etkisi altına alıyormuş… Adam Leyla’ya doğru tepkisizce bakıyormuş ve dudaklarından şu sözler dökülüvermiş.. ‘Aramana gerek yok; aşk şu anda içinde ve etrafında.  Yaşamına aşık olman ve harika ilişkiler kurmanda seninle olacağım…’

Çok garip bir ferahlama duygusuyla uyanmış Leyla. Artık ne yapması gerektiğini biliyormuş. Hayatını paylaşabileceği kişiyi ve de yaşamayı umut ettiği hayatı beklemektense sadece bugün kendi içindeki aşkın tüm ifadelerini çevresine yansıtmaya karar vermiş. Leyla müziğe, dansa, doğaya ve kitaplara karşı özel bir aşk ile bağlıymış. İlk iş olarak doğaya aşık biri olarak köyünün tümüyle yeşillenmesi için biran önce çalışmalara başlamış. Bir bakmış ki zaman içinde pek çok kişi onun yanında yer alıyor. Köydeki çocuklar için çok keyifli bir oyun evi ve çocukların uğrak yeri olan onları yaşama hazırlayacak kitaplarla dolu muhteşem bir kütüphane açmış.  Bu kütüphanede yaşlıların bilgeliklerini gençlerle paylaşabilecekleri güzel bir ortam oluşturmuş. Bunun dışında her mevsim döneminde hazırladığı festivallerle köyünde bambaşka bir hava yaratmış. Leyla’nın köyüne getirdiği bu ruh tüm köylülerde olumlu etki yaratmış. Herkes kendi içindeki hazineleri çevresiyle ve tüm dünya ile paylaşmaya başlamış. Bu büyülü halka her geçen gün daha büyümüş. Köydeki bu büyük değişimin yanında müziklerin çalındığı, güzel yemeklerin yenildiği, herkesin en temiz ve yeni kıyafetlerini giyerek dans ettiği köyün festivallerinin haberleri de diğer köylere de yayılmakta gecikmemiş.

Ve bir gün Leyla yine tepeciğinde yıldızlara çağrı yaptığı bir akşam Kahraman’ın sırtında bir yabancının kendisine doğru yaklaştığını görmüş. Yabancının yüzünü gördüğünde çok şaşırmış. Adam neredeyse bir sene önce rüyasında gördüğü kişiymiş. Leyla’nın köyündeki değişimi merak edip köye gelen bir sosyologmuş. Leyla’nın ailesinin yardımıyla ve Kahraman sayesinde Leyla’yı güzel mabedinde bulmuş.

Yazan: Özlem Duygu  Çil