Etiketler

, , , ,

         Modern yaşamlarımızı sürdürürken onun aydınlık, karanlık ve gri taraflarını anlamaya kimi zaman da sorgulamaya çalışan bizler, yeni tür bir meydan okuma ile karşı karşıyayız. Hayatlarımızın her alanına heyecan katarak bizi bağımlı kılan ve  yaratıcılarının bizleri sinsice onlarsız yaşayamaz hale getirdiği cep telefonları ve iletişim teknolojisinden bahsediyorum.

Özünde tüm dünya ile bütünleşmenin, iletişim halinde olmanın karşı konulmaz cazibesini taşıyan yeni oyuncaklarımız, estetik tasarımları ve kişiselleştirilmiş halleriyle pek çoğumuz için artık vazgeçilmez. Öyle ki cep telefonsuz bir yere gitmek bazılarımız için korkulu bir rüya olmaya başladı. Zira onlar yanımızdaki değilken ilk defa gideceğimiz bir yeri bulmanın, gün içinde neler olup bittiğinden haberdar olmanın, işlerimizi yürütmenin ve sosyalleşmenin imkansız olduğunu düşünüyoruz. Bunun ötesinde birileri tarafından arandığımızda telefonumuza cevap vermeyerek sanki suç işlemişiz gibi manevi bir ağırlığın altında ezilebiliyoruz. Yanıtsız çağrılar ve mesajlar değer verdiğimiz bir ilişkinin riske girmesine bile neden olabiliyor.

Bu bağımlılık bazılarımız açısından yarattığı  negatif duygular ve kişisel özgürlüğe ket vuran yapısıyla rahatsız edici olsa da büyük bir çoğunluk cihazlarına yoğun duygular besliyor. Ancak beni ve benim gibi kimilerini düşündüren başka bir nokta var ki o da cep telefonlarının o seksi maskelerinin ardında gizlenen çirkin yüzleri. Bu telefonların insan üzerindeki biyolojik ve nöropsikolojik etkileri tüm dünyada çeşitli araştırmalara konu oluyor.

Kimi araştırmalar cep telefonlarının ve radyofrekans dalgalarının insan sağlığı açısından ciddi etkiler taşımadığını öne sürse ve çoğu zaman medyada bu tarz olumlu çalışmalar ses getirse de, bu cihazların biyolojik ve ruhsal yapımızı bozduğunu ifade eden araştırmalar da yok değil.

Bellek Zayıflığı, Uyku Bozukluğu, Konsantrasyon Eksikliği…Dahası VAR!

McEvoy ve arkadaşlarının (2005) trafik kazası sonucu hastaneye başvuran 456 sürücü ile yaptığı bir araştırmada, kazadan önce cep telefonu kullananımının kaza riskini 4 kat artırdığı belirtiliyor.  Dikkat dağınıklığına neden olan cihazların ve manyetik dalgaların uyku için önemli olan melatonin hormonunun salgılanmasını da bastırdığı ifade ediliyor.  Al – Khlaiwi ve Meo (2004)’nun Suudi Arabistan’da cep telefonunu çok kullanan 437 kişi ile yapılan araştırmasında bu kişilerde yorgunluk, baş ağrısı, baş dönmesi, işitme kaybı, kulak üzerinde ve arkasında yanma, bulanık görme ve  vertigo gibi semptomlara rastlanıldığı dile getiriliyor. (Aktaran: Kuloğlu ve Korkmaz, 2011)

Stres Artışı ve Seks Hormonlarında Düşüş

Elimizden düşürmediğimiz cep telefonlarının etkisine dair yapılan araştırmalar hipofiz bezinin etkilenmesi sonucu stres düzeylerinde artış ve seks hormonu seviyelerinde düşüşler konusunda da bizleri uyarıyor.

Kendi Bacağına Kurşun Sıkanlar

Sonuç olarak yapılan araştırmalar ve aklımdaki soru işaretleriyle 16. yy’ın ünlü şairi Fuzuli’nin bilgeliğine sığınıyorum: “Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil.” Tüm bu sonuçlara rağmen kendim dahil pek çok insanın cep telefonundan vazgeçemeyeceğinin farkındayım. Yeni dönemin en önemli artıları olarak sunulan yaratıcılığın stres ve yorgun zihinle mümkün olmadığı düşünüldüğünde kendi bacağına kurşun sıkan milyonlar hatta milyarlar olduğumuzu da düşünmeden edemiyorum. Nihayetinde şimdilik yapabildiğim uzmanların verdiği bir takım tavsiyeleri buradan tekrarlamak oluyor:

–          Gerektiği kadar ve mümkün olduğunca kısa konuşun.

–          Mümkünse konuşmak yerine mesaj atın.

–          Mutlaka kulaklık kullanın.

–          Cep telefonunuzu mümkün olduğunca bedeninizden uzak tutun.

Yazar: Ö.Duygu Çil

Kaynak:

Koloğlu, M., Korkmaz, S. Cep Telefonu ve Baz İstasyonlarının Nöropsikolojik Etkileri, New Symposium Journal, Nisan 2011, Cilt: 49, Sayı:2